Son zamanların popüler olayı işin içindeki kişilerin iddaa ve bahis skandallarına isimlerinin geçmesi, tutuklanmalar vs.
Bu meseleyi bir atasözü ile ele alsak acaba hata etmiş olur muyuz ? Sözün özünü yazının sonunda bulacaksınız ama yazının ortalarında yine çok önemli konulara deyineceğiz. Sıkılmadan okuyacaksınız merak etmeyin.
Balık baştan kokar atasözü nereden geliyor?
"Balık baştan kokar" atasöz, hem biyolojik bir gözleme hem de binlerce yıllık yönetim tecrübesine dayanan, toplumumuzda oldukça sık kullanılan bir cümledir.
İşte bu atasözünün kökeni ve anlam dünyasına dair detaylar:
1. Biyolojik Kökeni
Gerçek hayatta bir balık bayatlamaya başladığında, bozulma emareleri ilk olarak solungaçlar ve kafa kısmında görülür. Balığın iç organları ve beynindeki enzimler, ölümden sonra vücudun geri kalanından daha hızlı bir şekilde koku yaymaya başlar. Bu nedenle balığın taze olup olmadığını anlamak isteyen bir balıkçı veya aşçı, önce kafasına (gözlerine ve solungaçlarına) bakar.
2. Tarihi ve Edebi Kökeni (Mevlana ve Mesnevi)
Bu deyimin yazılı literatürdeki en güçlü karşılıklarından biri Mevlana Celaleddin Rumi’nin ünlü eseri Mesnevi’de geçer. Mevlana, bir toplumun veya kurumun bozulmasını anlatırken şu mealde bir benzetme yapar:
"Bir balık kokarsa başından kokar; ayaklarından kokmaya başlamaz."
Mevlana burada, bir topluluktaki ahlaki çöküşün veya düzensizliğin sıradan halktan (ayak takımından) değil, o toplumu yönetenlerden (baştan) kaynaklandığını vurgular.
3. Mecazi Anlamı
Atasözü, sosyal ve profesyonel hayatta şu iki temel gerçeği ifade eder:
Yönetim Zafiyeti: Bir iş yerinde, kurumda veya devlette bir sorun varsa, bunun sorumlusu en alttaki çalışanlar değil, onları yöneten liderlerdir.
Öncülük: Eğer bir lider dürüst ve disiplinli değilse, onun emri altındakilerin düzgün davranması beklenemez.
Özetle
"Balık baştan kokar" sözü; bir yapıdaki bozulmanın her zaman üst kademelerden, yani "baş"tan başladığını anlatmak için kullanılan, kökleri doğa gözlemine ve Doğu felsefesine dayanan bilgece bir uyarıdır.
Şimdi gelelim iddaa ve futbol ile bağlantısına.
İdda skandalları sonrası;
Türkiye'de futbol bitmiştir deyin de kafamız rahat etsin. GS'lıyım. Ama GS'ın lehine de aleyhine de bir sürü yaygara koparılıyor, Aynı şekilde diğer takımlara da yapılıyor. En kötüsü de ülke futbolunun gelişmişliğinin delili de olabilecek Anadolu takımları dediğimiz takımların başarıları engelleniyor. Diğer bir konu; futbol takımlarımızın gelir kaynağı olan yayın hakları; yıllardır tekel haline geldi. Saçma sapan fiyat politikaları insanları yasal izlemekten alıkoyuyor. Devlet yasal izlemeyene ceza yazacağım diyor. Peki yasal olmayacak şekilde maçlar Dünya'nın en meşhur sosyal medya platformlarında kaçak yayınlanıyor. Geçenlerde FB - GS maçı anlıkta 1.3 milyon kişi tarafından sadece bir yerde izlenim sayısına ulaşmış. Kaçak IP tv ler üzerinden izlenimleri de hesaba kat. Vatandaşa makul bir fiyat politikası uygulamazsan kaçak izler kardeşim. Devletin ligini devletin kanalı bedava yayınlasa ne olur? Reklam gelirlerini pay et. Yada devletin bir yayın kanalı olsun maç başına makul bir fiyat belirle. Yayın hakları elinde olan kanal maç başına 1400 TL civarı fiyat istiyor. Vatandaş bilmem ne platformunda internete girip 2+3 GB internet ile bedavaya maçı izliyor.Yav bu kadar basit bir konuyu neden abartıyoruz anlamıyorum. Ayrıca yayın haklarını devlet olarak elinde bulundur. Kamera sistemini hiç bir takımın hakkı yenmeyecek hale getir.....Hakem sistemini de ona keza iyileştir. Resmi iddaa , piyangoyu kaldır. Bak bakalım işler düzelmiyor mu? Ama derseniz ki bu işler bizim isteğimizle olmuyor. O zaman iddaa oynayanlar ile beraber kendini de cezalandır. Eşeğin aklına karpuz kabuğunu sokan sensin.
