Bir Cinayetin Gölgesinde Araç Muayene Sistemi: Hizmet mi, Sömürü mü?
Ankara’da bir polis memurunun, aracını muayene ettirmek isterken uğradığı darp sonucu hayatını kaybetmesi, Türkiye’de araç muayene sistemine yönelik yıllardır biriken öfkeyi ve yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı. Şehit polis Melih Okan Keskin’in trajik vefatı, sadece bir asayiş olayı değil; aynı zamanda bir tekelin oluşturduğu denetimsizlik ve "hizmet" anlayışındaki derin boşluğun acı bir faturasıdır.
Tekel Gücü ve Hizmet Kalitesizliği
Bugün TÜVTÜRK, devletin verdiği yetkiyle mutlak bir tekel konumundadır. Vatandaşın başka bir alternatifi olmadığı için, her yıl veya iki yılda bir bu kapıya gitmesi zorunludur. Ancak bu zorunluluk, ne yazık ki karşılığında nitelikli bir hizmet getirmiyor. Mevcut sistemde TÜVTÜRK; 15-20 dakikalık bir kontrol süreci için, asgari ücretle geçinen bir vatandaşın belini bükecek fahiş ücretler talep etmektedir.
Bu noktada halkın haklı bir sorusu var: "Sadece bakıp kusur yazmak için neden bu kadar çok ödüyoruz?"
Ekspertiz ve Bakım: Sadece "Kusur Bulma" Yerine "Çözüm Üretme"
Modern dünyada araç muayenesi, sadece bir "vize" işlemi olmaktan çıkmalıdır. Mevcut sistemde bir lamba yanmıyor diye araç "ağır kusurlu" sayılarak geri gönderiliyor. Vatandaş sanayiye gidip, bir ampul taktırıp tekrar sıraya girmek zorunda kalıyor. Oysa:
- Küçük Onarımlar Yerinde Yapılmalı: Basit ampul değişimi, silecek kontrolü veya ayar gerektiren küçük işlemler istasyon bünyesinde cüzi ücretlerle yapılabilmelidir.
- Ekspertiz Hizmeti Verilmeli: Ödenen yüksek meblağların karşılığında muayene raporu, aracın sadece trafiğe çıkıp çıkamayacağını değil; motor sağlığından kaporta durumuna kadar detaylı bir ekspertiz raporu niteliği taşımalıdır.
- Danışmanlık Rolü: Muayene istasyonları, sürücüyü sadece cezalandıran değil, aracının güvenliğini artırmak için ona yol gösteren bir rehber olmalıdır.
Devletin Sorumluluğu ve Gerekli Yaptırımlar
Yaşanan bu son cinayet olayı, personelin denetimsizliğini ve kurumun "devlet içinde devlet" gibi hareket eden yapısını gözler önüne sermiştir. Devletin acilen şu adımları atması bir zaruriyettir:
- Ağır Yaptırımlar: Çalışanları bir kamu görevlisini öldürecek kadar saldırganlaşabilen bir kurumun lisansı ve işleyişi en üst düzeyde denetlenmelidir.
- Fiyat Düzenlemesi: Karşılığında hiçbir parça veya tamir hizmeti sunulmayan bir "gözle kontrol" işlemi için alınan ücretler, halkın sömürülmesini engelleyecek seviyeye çekilmelidir.
- Rekabetin Önü Açılmalı: Araç muayene işi tek bir firmanın tekelinden çıkarılmalı, yetkilendirilmiş özel servislerin de bu işlemi yapabilmesinin önü açılmalıdır. Rekabetin olduğu yerde kalite artar, fiyat düşer.
Sonuç
Melih Okan Keskin’in hayatına mal olan bu süreç, sistemin tıkandığı son noktadır. Vatandaş, "soyuluyormuş" hissiyle girdiği bir istasyonda can güvenliğinden de endişe ediyorsa, orada sistem çökmüş demektir. Devlet, halkını bu tekelci yapı karşısında yalnız bırakmamalı; muayene istasyonlarını "para tahsilat noktası" olmaktan çıkarıp, gerçek anlamda birer güvenli sürüş merkezi haline dönüştürmelidir.
